ORFAMDER 43. ANKARA KARDEŞLİK İFTARI

ORMAN FAKÜLTELİLERDEN TARİHİ BULUŞMA: 43. YILDA “VEFA, KARDEŞLİK VE MESLEK VİZYONU” VURGUSU
Orman Fakülteliler Derneği (ORFAMDER), 43. Geleneksel İftar Programı Ankara’da yapıldı. Türkiye’nin farklı illerinden gelen meslektaşların katılımıyla gerçekleşen iftarda; kardeşlik hukuku, mesleki dayanışma ve yaklaşan seçimlerle ilgili meslek kamuoyuna mesajlar verildi.
BEKİR KARACABEY: “MESLEKİ HAFIZAMIZI DİRİ TUTUYORUZ”
Gönderdiği video mesajla salondaki coşkuya ortak olan Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, ORFAMDER İftar programına bakanlık olarak İstanbul’da yapılan bir iftar programı nedeniyle katılamadığını ifade etti ve katılım sağlayan meslektaşların iftarını tebrik etti.
Mesajında, ORFAMDER iftar buluşmalarının meslektaşların birlik ve beraberliğini ve mesleğin hafızasını tazelediğini belirtti. “Bizler ormanları koruma ve geleceğe taşıma sorumluluğunu üstlenen büyük bir ailenin mensuplarıyız” diyen Karacabey, Gazze ve Arakan’daki mazlumları unutmayarak, meslektaşların dayanışma hassasiyetine teşekkür etti.
CEMAL BALIBEY: “VEFA BİR YÜK DEĞİL, BİR ÖMÜRLÜK İMZADIR”
ORFAMDER Onursal Başkanı Cemal Balıbey, 43 yıldır süren bu geleneğin köklerine işaret ederek, vefanın sadece hatırlamak değil, zor zamanlarda omuz vermek olduğunu belirtti.
Balıbey konuşmasında, Kahramanmaraş OMO şube seçimleri sırasında şahit olduğu bir anısını paylaştı. 1978 mezunu bir meslektaşının, Alzheimer hastası eşinin koluna girip oy kullanmaya gelişini anlatan Balıbey, şu ifadeleri kullandı: “Şevket ağabey, hanımının koluna girmiş, sandığa gelmişti. O an anladım ki; bazı yolculuklar kilometreyle ölçülmez. Bazı gelişler bir sandığa atılan oy değildir; bir ömrün vefasına atılan imzadır. Vefa, bir yük değil onur; minnet ise bir borç değil ahlaktır. Tek başına büyüyemeyiz. Bir gün elimizden tutan, düşerken yakalayan, karanlıkta yönümüzü bulmamıza vesile olan dostlara ihtiyacımız var.”
Balıbey, bu fedakarlık ruhunun 1 Mart 2026 tarihinde yapılacak İstanbul seçimlerine de yansıması gerektiğini vurguladı. Balıbey, tüm meslektaşlarını tam saha pres yapmaya davet ederek şunları ekledi: “İstanbul’da sadece oradaki arkadaşlar değil; Isparta mezunları, Kahramanmaraş mezunları, kısacası tüm Orman fakültesi mezunu üye ve mensuplarımız, İstanbul OMO şubesine kayıtlı tanıdıklarına ulaşıp, Birliğe Çağrı için oy kullanmaya davet etmelidirler. Bu yürüyüş uzun soluklu bir yürüyüştür ve zafer inananlarındır.”
MEHMET IRIZ: “KARDEŞLİK BAĞIMIZ EN BÜYÜK KALEMİZDİR”
ORFAMDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Irız, gecenin manevi atmosferine uygun konuşmasında, ORFAMDER’in “et ve tırnak” gibi kenetlenmiş bir kardeşlik yuvası olduğunu hatırlattı. “Mutluluk yaşadıklarınız değil, hatırladıklarınızdır” diyerek sözlerine başlayan Irız, Gazze ve Suriye’de yaşanan acıların temelinde “birbirine güvenen insanların eksikliğinin” yattığını belirtti.
Irız, “Biz burada sadece iftar yapmıyoruz; birbirimize Allah’ı hatırlatıyoruz. En büyük gücümüz kardeşlik bağımızdır. İnanan ve birbirine güvenen insanlar asla yenilmezler. ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu bizi heyecanlandırıyor ve bu hedefe hizmet edecek faaliyetler ortaya koyacağız.”
HASAN TÜRKYILMAZ: ” BİRLİĞE ÇAĞRI HAKİKAT MÜCADELESİDİR”
OMO Genel Başkanı Hasan Türkyılmaz, OMO seçim sürecinde genç orman mühendislerinin aklını çelmeye yönelik yalanlara dikkat çekti. Birliğe Çağrı Grubu’nun 1500 genç orman mühendisine bir istihdam hediyesi olan danışman mühendislik uygulamasını “kölelik düzeni” olarak nitelendirip, tutarsız ve mesnetsiz vaat yapanlara seslendi.
“Kölelik düzeni” dedikleri danışman mühendis istihdamına, seçim sürecinde oy alabilmek için sahip çıkanlar, 99 şeflik olan İzmir bölgeye 300 danışman mühendis sözü verenler büyük bir ahlaki çöküş yaşamaktadırlar. Dün kölelik dediğine bugün 300 kişi alacağım demek ahlaki değildir.
Birliğe Çağrı’nın 1500 danışman mühendis istihdamına, “insanları ekmekle terbiye ediyorlar” diyenler, bugünlerde “Herkese kadro vereceğiz”, “Danışman mühendislik sistemini kadroya atattırarak bitireceğiz” yalanına sarılmışlardır.
Birliğe Çağrı olarak, genç orman mühendislerinin umutları üzerinden seçimleri etkilemeye yönelik manipülatif hamleleri kınıyoruz. Odanın yetkisinde olmayan “devlet kadrosu” sözü ve kadro karşılığı olmayan şişirilmiş istihdam sayıları üzerinden kurgulanmış gerçek dışı ve yetki sınırlarını aşan seçim yalanlarını ancak hakikati anlatarak etkisizleştirebiliriz. İstanbul’da her üyenin kapısını çalmalı, bu yalan düzenini anlatmalıyız.”
PROF. DR. YILMAZ ÇATAL: “BİR TAŞLA DUVAR OLMAZ, GÜÇLÜ STK GÜÇLÜ TÜRKİYE DEMEKTİR”
Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Yılmaz Çatal, konuşmasında sivil toplumun devlet yönetimindeki kritik rolüne dikkat çekti. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a ait “Bir çiçekle bahar gelmez ama her bahar bir çiçekle başlar” sözüyle salondakileri selamlayan Çatal, STK’ların bürokrasinin elini güçlendirdiğini vurguladı.
Çatal, ORFAMDER’in Gazze hassasiyetini somut projelere döktüğünü belirterek “ORFAMDER’in Arnavutköy’de kurduğu Gazze Ormanı büyük ses getirdi. Şimdi Bakanımızın talimatıyla 81 ilde Filistin ve Gazze ormanları kurulacak. Milli ve manevi duyguları güçlü bir nesil için STK’larımıza sahip çıkmak zorundayız.”
TOÇ BİR-SEN VE TOHUM DERNEĞİ’NDEN BİRLİK VURGUSU
Toç Bir-Sen adına konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Kurt, sendikal mücadelenin manevi değerlerle taçlanması gerektiğini ifade etti. “Tek bir ağaç orman olmaz ama kökleri toprağa sarılmış ağaçlar fırtınalara kafa tutar” diyen Kurt, teşkilatın sarsılmaz köklerine atıfta bulundu.
TOHUM Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kaya ise Ankara’daki bu gönül sofrasının Türkiye’nin dört bir yanını birleştirdiğini belirterek, 43 yıldır süren bu istikrarlı buluşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.




































EKOTURİZM

Ekoturizm terimi ilk kez 1978’de Kenton Miller tarafından kullanılmıştır. Nüfusun artışı, kentleşmenin gelişimi, ulaşım olanaklarının yükselmesi turizm içerisinde ekoturizm olarak tanımlanan ayrı bir etkinliği beraberinde getirmiştir. Ekoturizm doğal ve kültürel turizm çekiciliklerini hedef alan, tüketmekten çok çeşitli değerleri keşfetmeye dayalı bir turizm etkinliğidir. Bununla birlikte, tıpkı turizmde olduğu gibi, soft (yumuşak) ve hard (yoğun) ekoturizm şeklinde ikiye ayrıldığı çalışmalar da bilinmektedir. Bazen kültürel değerleri de kapsayarak doğal çevreyi öne çıkaran, sürdürülebilir bir şekilde yürütülen, keşif ve öğrenmeye yönelik bir turizm etkinliğidir. Hard ekoturizm; ideal ekoturizm etkinliğidir ve bireylerin uzun süreli, yoğun bir şekilde doğa ile ilişki kurmasını gerektirir. Buna karşılık soft ekoturizm, başka amaçlarla gerçekleştirilen bir turizm etkinliğinin parçası olarak, doğa ile kısa dönemli, sık ilişkiye geçilen bir turizm etkinliğidir. Ekoturizmin günümüzdeki içeriği gittikçe daha da zenginleşmektedir. Ekoturizmin aşağıdaki özelliklere sahip olduğu anlaşılmaktadır.
- Benzersiz, ulaşılabilir (korunan veya korunmayan) doğal çevre gerektirir,
- Katılımcılarının “istenen” davranışlarını geliştirir ve çevre ahlakını güçlendirir,
- Kaynakları bozmaz, doğal çevrenin tüketici bir şekilde aşınmasına neden olmaz,
- Dışsal (extrinsic) değerlerden çok, öz (intrinsic) değerlere odaklanmıştır,
- İnsanların çevresine değil, sorunun çevresine yönlendirilmiştir,
- Çevre ve yaban hayatı için faydalıdır,
- Yörede yer alan doğal çevre ve herhangi bir kültürel değere, ilk elden etkide bulunur,
- Turizme yerel toplulukları aktif bir şekilde katar,
- Memnuniyet derecesi fiziksel başarı veya heyecandan çok, eğitim ve kıymet bilirlikle ölçülür,
- Ciddi bir hazırlık gerektirir, hem liderlerin hem de katılımcıların derinlemesine bilgili olmaları istenir,
- Tur operatörlerinin, yerel rehberlerin ve diğer işletmenlerin eğitimli olmalarını gerektirir,
- Yerel halka girişim olanakları ve istihdam sağlar,
Karbon Yutak Alanları

Karbon yutak alanları, atmosferdeki karbonu tutarak ve depolayarak iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yardımcı olan ekosistemlerdir. Bu alanlar, biyolojik olarak çeşitli ve sağlam ekosistemlerin korunması veya restore edilmesi yoluyla karbon emilimini artırmayı hedeflemektedir. Karbon yutakları, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir stratejidir.
UNFCCC, 1992 yılında kabul edilen uluslararası bir anlaşma olup, iklim değişikliğiyle mücadele etmek ve sera gazı emisyonlarını azaltmak için uluslararası iş birliğini teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Sözleşme, küresel ısınmanın etkilerini hafifletmek ve insan sağlığı, ekonomi ve ekosistemler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için önlemler alınmasını öngörmektedir. Karbon yutak alanları, bu amaçlar doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynamaktadır.
ASBEST

Asbest (amyant), beyaz toprak olarak da bilinen, ısıya, aşınmaya, kimyasal maddelere oldukça dayanıklı, yapısal özellikleri açısından esnek, lifli yapıda bir mineraldir.
Mesleksel asbest maruziyeti:
Asbest sanayide pek çok endüstri kolunda kullanılmıştır. Ülkemizde asbest üretimi ve kullanılması 31.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelikle yasaklanmıştır. Ancak daha önceden kullanıma girmiş olan asbestli maddelerin sökümü, yıkımı, tamiratı, bakımı, geri dönüşümü sırasında asbeste iş yerlerinde maruz kalındığı bilinmektedir.
Asbestin kullanıldığı iş alanları nerelerdir?
– Tekstil endüstrisi (lifler, kumaşlar, ipler)
- Çimento endüstrisi (saç, boru)
– İnşaat malzemeleri endüstrisi (çimento ürünlerinin işlenmesi)
– Kimya endüstrisi (boya dolgusu, dolgu materyalleri, sentetik reçine kompresyon kalıp materyalleri, termoplastikler, kauçuk ürünleri),
– İzolasyon endüstrisi (ısı, ses ve yangın izolasyonu)
– Kağıt endüstrisi (asbest kağıdı, karton), fren, debriyaj, balata üretimi
– Gemi yapımı ve vagon üretimi.
Türkiye’de asbest rezervleri:
Ülkemizde Beyaz asbest rezervlerinin başlıca bulunduğu iller; Çanakkale, Bursa, Muğla, Burdur, Konya, Eskişehir, Ankara, Çankırı, Çorum, Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Ağrı, Bitlis, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Hatay’dır. Amfibol tipi asbest yatakları ise başlıca; Manisa, İzmir, Aydın, Denizli, Uşak, Kütahya, Eskişehir, Konya ve Kastamonu illerinde bulunmaktadır.
Kaynak:Türk Toraks Derneği
ORFAMDER “Orman ve Meslek” Buluşması

ORFAMDER’den “Birliğe Çağrı” Vizyonuna Tam Destek: “Geleceği, Köklerimizden Aldığımız Güçle Birlikte İnşa Edeceğiz”
Orman Fakültesi Mezunları Derneği (ORFAMDER) ev sahipliğinde 13 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirilen “Orman ve Meslek Buluşması” yapıldı.
Merhum Abdurrahim Karakoç’un şiirlerinin de okunduğu buluşmada Orman Fakültelilerin kardeşlik ve dayanışmasının geçmişten günümüze ve geleceğe uzanan serüveni hasbihal edildi.
Toplantıda, yaklaşan seçim süreci de değerlendirildi. Üye olmayan mezunların üye olmasının, seçim öncesinde üye olma tarihinin daraldığı hatırlatıldı.
ORFAMDER’in bu seçim döneminde de “Birliğe Çağrı” hareketinin kurucu değerler etrafında sürece tecrübesiyle destek vereceği ilan edildi.
Toplantıda; 1980’li yılların zorlu koşullarında atılan kardeşlik tohumlarının, bugün Orman Mühendisleri Odası’nda temsil edilen güçlü bir vizyona dönüşmesinin gururu paylaşıldı.
Hareketin tarihsel köklerine yapılan vurgunun sadece geçmişin yâd edilmesi değil, geleceğin inşası için de bir temel olarak görülmesi gerektiği hatırlatıldı.
Zorlu Yılların Ruhu, Geleceğe Işık Tutuyor
Toplantıda, hareketin bugünkü kurumsal kimliğine ulaşmasında, geçmişte büyük fedakarlıklarla yürütülen mücadelenin belirleyici olduğu ifade edildi. Öğrenci evlerinde ve fakülte koridorlarında “insan kazanma” odaklı başlayan, imkânsızlıklar içinde dahi dayanışmadan taviz vermeyen o samimi ruhun, bugün de yönetim anlayışının merkezinde olması gerektiği vurgulanarak, ”adanmışlık ruhunun”, meslek örgütünün kurumsal ağırlığını taşıyacak en önemli güç kaynağı olduğunun altı çizildi.
İstişare ve Ortak Akıl Ortak Değerimizdir.
Elde edilen kazanımların sürdürülebilir olması için “kurumsal istişare” mekanizmasının önemi hatırlatıldı.
Meslek örgütlerinin gücünü, tabanla kurduğu gönül bağından ve ortak akıldan aldığı belirtilerek; genç meslektaşların beklentilerini karşılayan, teknolojik gelişmeleri teşvik eden ve sivil toplum duruşunu koruyan bir vizyonun benimsenmesinin önemi üzerinde duruldu.
“dostane uyarılar” ve “yapıcı yönlendirmelerin” her zaman olması gerektiği, bu duruşun, birlik ve beraberliği pekiştireceği ve hizmet kalitesini artıracağı kaydedildi.
ORFAMDER, Seçim Sürecinde Aktif Olacak
ORFAMDER, “Birliğe Çağrı” grubunun mesleki mücadelesine olan inancını tazeleyerek, seçim sürecinde aktif bir rol üstlenmesinin önemine değinildi.
Birliğe Çağrı” hareketinin sadece bir seçim ittifakı değil, bir değerler birlikteliği olduğu hatırlatılatıldı.
”Birlikte Başardık, Birlikte Yürüyeceğiz”
13 Aralık buluşması, meslek kamuoyuna güçlü bir güven mesajıyla sona erdi. Geçmişten bugüne omuz omuza yürüyen kadrolar, önümüzdeki dönemde de safları sıklaştırarak, mesleğin ve meslektaşın haklarını savunmak için “Birliğe Çağrı” nın kurucu iradesi bir STK olarak, istişare, vefa ve ikaz mekanizmalarının işletilmesi için sürece destek verileceği ilan edildi.












EMPRENYE

Emprenye, ahşap malzemenin hizmet ömrünü uzatmak ve onu dış etkilere karşı korumak amacıyla çeşitli kimyasal maddelerin ahşap dokusu içine enjekte edilmesi işlemidir. Organik bir yapı malzemesi olan ahşap, mantar ve böcek saldırıları, çürüme, küf oluşumu ile boyut ve şekil değişiklikleri gibi risklere karşı korunmaya ihtiyaç duyar. Ahşabın korunmasında sentetik koruyucuların yanı sıra bitki ve ağaç özleri, uçucu yağlar, ağaç kabuğundan elde edilen mumlar ve reçineler gibi doğal maddeler de kullanılabilmektedir. Bununla birlikte emprenye işlemi, bu koruyucu maddelerin—doğal veya sentetik—ahşap içine etkin şekilde nüfuz etmesini sağlayarak ahşabın dayanıklılığını önemli ölçüde artırır.
Emprenye edilebilirlik büyük ölçüde ahşabın permeabilitesine, yani geçirgenliğine bağlıdır. Öz odunun içerisinde bulunan ekstraktif maddeler hücre ve kapiler boşlukları doldurduğu için bu bölgenin emprenye edilmesi güçleşir. Buna karşın diri odun, daha yüksek geçirgenliği sayesinde çoğu ağaç türünde emprenye maddesinin girişine çok daha elverişlidir. Emprenye işlemine başlamadan önce malzemenin uygun bir nem seviyesine kadar kurutulması gerekmektedir.
Sonuç olarak emprenye işlemi, ahşabın kullanım ömrünü uzatarak doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sunmakta ve ahşabın çevre dostu bir inşaat malzemesi olarak korunmasını sağlamaktadır.
BİYOFİLİ

Biyofili en kısa haliyle; doğuştan gelen yaşam ve doğa sevgisi olarak tanımlanıyor.
Yunancada “hayat” anlamına gelen bio ve “sevgi” anlamına gelen philia kelimelerinin birleşiminden oluşan biyofili bitki yetiştirmek, evcil hayvan beslemek, yeşil alanlarda ve doğal alanlarda doğayla iç içe huzurla gezebilmek gibi doğaya karşı hissedilen olumlu duyguları açıklıyor.
Biyofili teriminin ortaya çıkışı
Terim ilk olarak 1960’larda sosyolog Erich Fromm tarafından “yaşam sevgisi” olarak tanımlandı.
Amerikalı biyolog Edward Osborne Wilson ise biyofiliyi “yaşama ve doğaya yakın süreçlere odaklanma konusunda doğuştan gelen eğilim” olarak tanımlıyor.
Biyofilik tasarım nedir?
İnsanlar ile doğal çevre arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi amaçlayan tasarım yaklaşımına biyofilik tasarım adı veriliyor.
Bu yaklaşım; binaların, şehirlerin ve yaşam alanlarının daha sürdürülebilir, sağlıklı ve insan odaklı olmasını sağlıyor.
Biyofilik tasarımın amacı insanları doğaya yakınlaştıran, doğa ile iç içe yaşıyormuş hissi veren mekanlar oluşturmak.
İç mekan tasarımında biyofilik unsurların kullanımı
Doğal ışık kullanımı sağlayacak uygulamaların yapılması: Gökyüzünün, ağaçların veya arka bahçenin içeriden görünmesini sağlayarak doğanın iç mekana girmesi sağlanabilir.
İç ve dış ortamlarda bitkilere yer verilmesi: İrili ufaklı saksılar ve tavandan sarkan sepetleri kombine ederek iç ortamda ferahlık yaratılabilir.
İç ortamlarda doğal tonların tercih edilmesi: Doğadaki renkleri tamamlayan mavi, yeşil ve sarı tonlar iç ortamda tercih edilebilir.
Doğal malzemelerin kullanılması: Mantar, taş ve ahşap gibi doğal malzemeler kullanılabilir. Kaynak A:A
ORFAMDER’den Gazze İçin 10 Bin Fidanlık Umut Ormanı

Orman Fakülteliler Derneği (ORFAMDER) öncülüğünde, Filistine Destek Platformu, Orman Genel Müdürlüğü, Arnavutköy Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen programda 10 bin fidan, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla toprakla buluşturuldu. Ayrıca kısa bir süre önce uçak kazasında şehit düşen 20 askerimiz de anılarak, umut ormanında onlar adına fidan dikimi gerçekleştirildi. Etkinlik; ORFAMDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Irız, Uluslararası Kudüs ve Filistin Birliği Genel Sekreteri Munir Said, Orman Bölge Müdürü Zafer Derince, Platform Başkanı Mehmet Güney ve çok sayıda gönüllünün katılımıyla gerçekleşti.
Alana kurulan atölyeler, grafiti çalışmaları, resim yarışması, çocuk etkinlikleri ve paydaş STK’ların stantları yoğun ilgi gördü. Gazzeli çocukların sahne aldığı halk oyunları gösterisi ise etkinliğe duygusal bir atmosfer kattı. Yarışmada dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi ve program toplu fidan dikimiyle tamamlandı.
ORFAMDER Başkanı Mehmet Irız: “Bu Topraklarda Fidanı Ancak İyi İnsanlar Diker”
Etkinlikte konuşan ORFAMDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Irız fidan dikmenin hem çevresel hem insani boyutuna vurgu yaparak şunları söyledi:
“Unutmayalım ki bu topraklarda fidanı ancak “iyi insanlar” diker. Her ağacın gölgesinde mutlaka iyi bir insanın izi vardır. Peygamber Efendimizin, ‘Kıyamet kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz’ buyruğu bugün Gazze’nin yaşadığı kıyameti hatırlatıyor. Ne kadar zor şartlar olursa olsun, yapılan hiçbir iyilik değersiz değildir. Bugün burada yaptığımız işi küçük görmeden, büyük bir görev bilinciyle yapıyoruz.”
Irız’ın bu sözleri, hem sahadaki çalışmanın hem de ORFAMDER’in taşıdığı insani sorumluluğun altını çizdi.
Munir Said: “20 Bini Çocuk, 80 Binden Fazla Şehidimiz Var”
Uluslararası Kudüs ve Filistin Birliği Genel Sekreteri Munir Said, Gazze’deki tabloyu şu sözlerle anlattı:
“Modern tarihin en büyük kuşatması ve soykırımı yaşanıyor. 80 binden fazla Gazzeli hayatını kaybetti; bunların 20 bini çocuk. İstanbul’da dikilen bu ormanla, Gazze’deki her bir çocuğun hatırasını yaşatmayı amaçlıyoruz. Her çocuk için bir ağaç dikiyoruz.”
Zafer Derince: “Gazze Yanıyor, Gönüllerimiz Yanıyor”
Orman Bölge Müdürü Zafer Derince, fidan dikiminin sembolik önemini vurguladı:
“Gazze yanıyor, gönüllerimiz yanıyor. Bu acıyı unutturmamak için buradayız. Allah emeği geçen herkesten razı olsun.”
FDP Platformu Başkanı Güney: “Diktiğimiz Her Fidan Bir Umuttur”
Filistin’e Destek Platformu Başkanı Mehmet Güney, hem Gazze’de hem Türkiye’de verilen şehitlere değinerek şöyle konuştu:
“Gazze’de yaşanan soykırımı içimizde hissetmek zorundayız. Diktiğimiz her fidan bir umudu temsil ediyor. Bu zulmü yapan Siyonist topluluğa karşı ‘Umudumuz burada, dimdik ayakta’ diyoruz. Bu fidanlar bizim sessiz ama en gür haykırışımızdır.”
Bu anlamlı etkinlik, ORFAMDER’in çevreyle insanlık vicdanını buluşturan güçlü duruşunun bir tezahürü olarak kayıtlara geçti.



















































