40. ORFAMDER (ANKARA) İFTARINI KAHRAMANMARAŞ’TA GERÇEKLEŞTİRDİK
40. GELENEKSEL ORFAMDER İFTARINI KAHRAMANMARAŞ’TA GERÇEKLEŞTİRDİK
Her yıl Ramazan ayının ilk cumartesi olarak gelenekselleşen İftarımız bu yıl, afetin merkezinde gerçekleştirildi. Kardeşlerimizin acısını bir nebze de olsa paylaşmak amacıyla beşyüzün üzerinde meslektaşımız zor ve yorucu koşullara rağmen değişik illerden iftar programına katıldı. 25 mart 2023 tarihinde Kahramanmaraş 15 Temmuz şehitler ortaokulunda ‘Gücümüz Kardeşliğimizdir’ temasıyla gerçekleşen program Orman Genel Müdürümüz , OMO Genel Başkanımız, merkez ilçe belediye başkanımız konuklara hitabetti. İftar öncesi Kahramanmaraş’a gelen ORFAMDER Yönetim Kurulu olarak depremzede meslektaşlarımızla bazılarına başsağlığı ve geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk. davetimize katılan kardeşlerimizin acısını paylaşan, vefa örneği gösteren dostlarımıza sonsuz TEŞEKKÜRLER.
40. GELENEKSEL ORFAMDER İFTARI
40 Geleneksel ORFAMDER İftar soframızı bu sene Kahramanmaraş’ta kuruyoruz.
Organizasyonun düzeni ve planlanması için katılım formu doldurulması rica olunur.
Organizasyon
Katılım Formu ; https://forms.gle/y6VDESkWtLK9PRvn8…

BAŞSAĞLIĞI

ORMANCILAR KONUŞUYOR: Feyyaz AŞKIN
ORMANCILAR KONUŞUYOR: FEYYAZ AŞKIN, Tse Uzmanı
ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ (ÇED)

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar bütünüdür.
“Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler bir “Çevresel Etki Değerlendirme Raporu” hazırlarlar. Bu raporda çevreye yapılabilecek tüm etkiler göz önünde bulundurularak çevre kirlenmesine sebep olabilecek atık ve artıkların ne şekilde zararsız hale getirilebileceği ve bu hususta alınacak Önlemler belirtilir.
ÇED Yönetmeliği hükümlerine tabi faaliyetlere/projelere verilen “ÇED Olumlu” ya da “ÇED Gerekli Değildir” kararları faaliyete başlanması için gereklidir ancak yeterli değildir. Diğer bir deyişle, ÇED Yönetmeliği kapsamında verilen kararlar nihai izin ve onay niteliği taşımamaktadır. Bu nedenle, faaliyete başlamak için yürürlükte olan mevzuat uyarınca ilgili tüm kurum ve kuruluşlardan gerekli izin, onay, görüş ve/veya ruhsatların alınması gerekmektedir.
KARBON AYAKİZİ

Atmosferde bulunan su buharı, karbondioksit, metan ve diazot monoksit gibi gazların miktarı arttıkça yeryüzü daha fazla ısınmaktadır. Bunun ana nedeni insan faaliyetleri etkisidir. Bu faaliyetler doğrudan ya da dolaylı olarak seragazları salımına neden olabilir. Isınma, aydınlatma, pişirme, ulaşım, hayvancılık faaliyetleri, ve endüstriyel süreçler sonucu atmosfere salınan eşdeğer karbondioksit miktarı günden güne artmaktadır. Bir bireyin, bir ülkenin veya bir kuruluşun sürdürdüğü faaliyetler sonucu atmosfere saldığı sera gazlarının karbondioksit cinsinden karşılığı karbon ayakizi olarak adlandırılır (Plassmann ve Edwards-Jones, 2010). Doğal süreçte doğa atmosferde bulunan sera gazlarının dengesini sağlamaktadır. Karbon ayak izi hesabı daha ne kadarlık bir biyokapasiteye ihtiyacımız olduğunun cevabını vermektedir. Normal şartlarda, kişi başına düşen biyokapasitenin kişi başına düşen ekolojik ayak izinden fazla olması beklenir. Kişi başına düşen karbon ayak izi yaklaşık 4 tondur. Çin, Amerika ve Hindistan gibi ülkeler en büyük karbon ayak izine sahip ülkeler arasında yer alırken, Türkiye, İtalya, Almanya, İspanya gibi birçok ülkenin daha fazla biyokapasiteye ihtiyacı bulunmaktadır (GFN, 2017).
İnsanların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmeleri için ısınma, pişirme, ulaşım gibi fosil yakıt temelli faaliyetlerin sera gazı salımına neden olmaktadır. Doğrudan salımların yanı sıra dolaylı salımlar da karbon ayak izinde önemli bir yer tutabilir. Dolaylı salıma neden olan endüstriyel süreçlerin karbon salımında payı büyüktür. Bir ürünün üretilmesinden, taşımacılıkta dahil, bertaraf edilmesine kadar izlenen tüm süreçler karbon ayak izinin bir parçasıdır. Örneğin; 70 cc’lik cam şişenin üretilmesi için atmosfere salınan sera gazı miktarı 1 kg CO2 eş ‘dur (ESG, t.y.). Hayvancılık faaliyetleri, tarımsal ürünlerin yetiştirilmesi için uygulanan yöntemler de önemli miktarda sera gazı salımına neden olmaktadır. Örneğin; 1 kg sert peynirin üretilmesi için atmosfere 12 kg CO2 eş salınmaktadır (ESG, t.y.). Karbon ayak izi hesaplanırken seyehatlar dahil tüm ulaşımlar, evde kullanılan enerji türü ve miktarı, tüketilen besin türleri ve miktarları, satın alınan ürünler dikkate alınmaktadır (The Nature Conservancy, t.y.). Bir bireyin karbon ayak izini azaltması için ulaşım alışkanlıklarını, beslenme şeklini, ısınma türünü ve doğalgaz kullanımı yerine biyoenerji gibi alternatif yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı gibi pişirme yöntemlerini değiştirmesi gerekmektedir.
http://climatechange.boun.edu.tr/
PERMAKÜLTÜR

Permakültür
Permakültür kavramının isim babası Bill Mollison, Permakültür: Bir Tasarımcı Elkitabı adlı eserinde permakültürü şöyle tanımlar: Permakültür, doğal ekosistemlerin çeşitliliğine, istikrarına ve esnekliğine sahip olan tarımsal olarak üretken ekosistemlerin bilinçli tasarımı ve bakımlarının sağlanmasıdır. Üzerinde yaşayan insanlar ile arazinin, gıda, enerji, barınak ve diğer maddi ve manevi ihtiyaçları sürdürülebilir bir şekilde karşılayan ahenkli bütünleşmeleridir. Sürdürülebilir tarım olmaksızın istikrarlı bir sosyal düzen mümkün değildir.
Permakültür tasarımı, kavramsal, maddi ve stratejik bileşenleri tüm canlıların yararına çalışan bir model içinde bir araya getiren bir sistemdir. Permakültür’ün arkasındaki, doğaya aykırı olmaktan ziyade onunla birlikte çalışma, uzun süreli düşüncesizce hareket etmekten ziyade uzun süreli özenli gözlem yapma, sistemlerin sadece bir ürününün peşinde koşmaktan ziyade onlara bütün işlevleriyle bakma ve sistemlerin kendi evrimlerinin gerçekleşmesine izin verme felsefesidir.
Permakültür, sürdürülebilir insan yerleşimleri kurgulayabilmemizi sağlayan bütünsel bir tasarım bilimidir. Bill Mollison permakültürün etik ilkelerini şöyle sıralamaktadır:
– Yeryüzüne Özen Gösterme; bütün yaşam sistemlerinin, canlı cansız bütün varlıkların devamı ve çoğalması için gerekli koşulları sağlama.
– İnsanlara Özen Gösterme; insanların gıda, barınak, eğitim, tatmin edici iş ve keyifli insan ilişkilerine sahip olarak sağlıklı bir şekilde varolmaları için gerekli kaynaklara ulaşmalarını sağlama.
– Nüfus ve Tüketime Sınır Getirme; kendi ihtiyaçlarımızı kontrol altına alarak yukarıdaki ilkeleri desteklemek için kaynak ayırabiliriz. Zaman, para veya enerji cinsinden olabilecek bu kaynakları birinci ve ikinci ilkelerin gerçekleştirilmesinde kullanabiliriz.
FOSİL YAKITLAR

Fosil yakıtlar, yaklaşık 300 milyon yıl önce yaşamış olan bitki ve organizmaların yoğun ısı ve basınca maruz kalmasıyla ortaya çıkan enerji kaynaklarıdır.
En yaygın olarak kullanılan fosil yakıtlar kömür, petrol ve doğalgaz. En yaygın kullanım alanları ısı, yakıt ve elektrik üretimi olarak karşımıza çıkıyor.
Fosil yakıtlar, kullanıldığı zaman sera gazları dediğimiz gazlar açığa çıkarır. Bu gazlar, doğal seviyelerin üstünde bulunduğu zaman dünyanın atmosferinin ısınmasına yol açarak küresel ısınmaya ve dolayısıyla insan da dahil olmak üzere tüm canlıların ekosistemlerini tehdit eden iklim olaylarına neden oluyor.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması ve gelişmesi için yapılan çalışmaları destekleyerek ve bu alana yatırım yaparak fosil yakıtların yerine güneş, rüzgar, dalga gibi temiz enerji kaynaklarının koyulmasını desteklemek hem bireysel hem küresel anlamda atabileceğimiz adımlar arasında yer alıyor.






























