BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP), ilk kez
düzenlendiği 1995’ten bu yana farklı kavramları iklim literatürüne soktu.
Küresel ısınmanın her boyutu ile ele alındığı COP zirveleri 28 yıldır
dünyanın çeşitli kentlerinde gerçekleşiyor. 1995’teki ilk zirveden bu yana
düzenlenen yüzlerce toplantı doğrultusunda alınan kararlar sonucu çeşitli
kavramlar da literatüre girdi. O kavramlar arasında en çok kullanılanlar şu
şekilde:
Birleşmiş
Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC)
İngilizcesi “UN Framework Convention on Climate Change (UNFCCC)” olan
ve Türkçede BMİDÇS şeklinde kısaltılarak bahsedilen sözleşme, Birlemiş Milletler
(BM) tarafından iklim değişikliği sorununa işaret etmek amacıyla geliştirilmiş
ilk önemli girişimlerden biri. 1992 yılında Rio de Janeiro’da düzenlenen
Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda imzaya açılan ve 21 Mart
1994’te yürürlüğe giren Sözleşme’ye 2007 itibarıyla 192 ülke katıldı.
Türkiye, Sözleşme’ye 24 Mayıs 2004 tarihinde dahil oldu. BMİDÇS,
Sözleşme’ye taraf ülkeleri, sera gazı emisyonlarını azaltmaya, araştırma ve
teknoloji üzerinde işbirliği yapmaya ve sera gazı yutaklarını korumaya teşvik
ediyor.
Taraflar
Konferansı (COP)
İngilizcesi “Conference of the Parties (COP)” olan konferans
Türkçede de sık sık İngilizce kısaltılmışı olan “COP zirveleri”
olarak kullanılıyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve
Sözleşmesi’ne taraf ülkeler bu konferans kapsamında her sene dünyanın başka bir
ülkesinde bir araya gelip iklim değişikliğinin getirdiği sorunlar ve olası
çözümler üzerine kapsamlı müzakereler gerçekleştiriyor. İlk COP konferansı
1995’te Almanya’nın Bonn şehrinde yapılırken, taraf ülkelerin temsilcileri bu
yıl 28’incisi düzenlenen COP zirvesi için Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE)
Dubai kentinde bir araya geldi.
EK
ülkeler (Annex states)
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi taraf ülkeleri
sanayileşmişlik düzeylerine göre iki gruba ayırıyor. Bununla birlikte
sanayileşmiş ülkeleri de ekonomilerine göre yine iki ayrı kategoride görüyor.
Bunlardan İngilizcesi “Annex – I” olan EK-1 ülkeleri bu
gruplardan biri ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü üyesi sanayileşmiş ve
aynı zamanda ekonomik geçiş sürecindeki ülkeleri kapsıyor.
İngilizcesi “Economies in Transition” olan ve ekonomik geçiş
sürecindeki ülkeler kısaca EIT ülkeleri olarak da kullanılıyor ve bu ülke
grubu, Rusya’nın kendisini gelişmiş ülkelerden ayırma ısrarı üzerine
oluşturarak bir nevi gelişmiş ülkeler grubunda özel bir yere sahip olma isteği
sonucu doğdu. Türkiye de bir EIT ülkesi olarak EK-1 grubunda yer alıyor.
İngilizcesi “Annex – II” olan Ek-2 ülkeleri ise Ekonomik
İşbirliği ve Kalkınma Örgütü üyesi olan ve aynı zamanda EIT ülkesi olmayan
sanayileşmiş büyük ekonomileri temsil ediyor. Bu ülkelerin, gelişmekte olan
ülkelerin sözleşme kapsamında emisyon azaltma faaliyetlerini üstlenmelerini
gerçekleştirebilmeleri ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum
sağlamalarına yardımcı olmak için mali kaynak sağlamaları bekleniyor.
EK-1’de
yer almayan ülkeler (non-Annex 1 states)
İngilizce kullanımı ile “non-Annex 1 states” olarak ifade edilen
“EK-1’de yer almayan ülkeler” grubu Birleşmiş Milletler İklim
Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi taraf ülkeleri sanayileşmişlik düzeylerine göre
ayıran ikinci grup. Bu grupta yer alan taraflar ise genellikle gelişmekte olan
ülkelerden oluşuyor. Bu grubun içerisinde küresel ısınmanın sonuçlarına karşı
savunmasız birçok ülke yer alıyor.
Öyleki bu grubun içerisinde yer alan 49 ülke ayrıca “En az Gelişmiş
Ülkeler” olarak kabul ediliyor. İngilizcesi “least developed
countries” olan özel grup sık sık metinlerde LDC olarak kısaltılmış
şekilde kullanılıyor. Bu özel grup, sözleşme tarafından iklim değişikliği ile
mücadelede en düşük kapasiteye sahip ülkeler grubu olarak görülüyor.
CMP ve
CMA toplantıları
COP zirvelerine ilişkin metinlerde en çok karşılaşılan iki kısaltma da CMP
ve CMA. CMP “Kyoto Protokolü Taraflarının Toplantısı Olarak Hizmet
Veren Taraflar Konferansı”nın kısaltması olarak kullanılıyor ve CMP
toplantıları da Kyoto Protokolü’ne taraf ülkelerin temsilcileri tarafından COP
zirveleri esnasında yıllık gerçekleştiriliyor.
CMA ise Paris Anlaşması taraflarının toplantılarının kısaltması olarak
kullanılıyor. Bu toplantılar da tıpkı CMP’ler gibi COP zirveleri esnasında
yıllık düzenleniyor.
Uygulama
Alt Grup Toplantıları (SB)
Yıllık gerçekleştirilen COP, CMP ve CMA toplantıları UNFCCC bünyesindeki
ana toplantıları oluştururken yılda iki kez de “Subsidiary Body” (SB)
olarak bilinen alt grup toplantıları düzenleniyor. Türkçede bu kavram sık sık
“alt organ toplantıları” diye de kullanılıyor.
Uygulama
Alt Grup Toplantıları (SBI)
Alt grup toplantılarından biri “Subsidiary Body for
Implementation” olan ve sık sık kısaca SBI olarak kullanılan Uygulama Alt
Grup Toplantısı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi
toplantıları ve toplantının amacı Kyoto Protokolü’nün ve Paris Anlaşması’nın
uygulama ve değerlendirme süreçlerine destek olmak.
Bilimsel
ve Teknolojik Danışma Alt Grup (SBSTA)
İngilizcesi “Subsidiary Body for Scientific and Technological
Advice” olan ve sık sık kısaca SBSTA olarak kullanılan Bilimsel ve
Teknolojik Danışma Alt Grup toplantıları SBI’lar gibi yılda iki kez
gerçekleştiriliyor. SBSTA’lar da aynı şekilde Kyoto Protokolü’nün ve Paris
Anlaşması’nın uygulama ve değerlendirme süreçlerine destek olmayı amaçlıyor.
Ulusal
Uyum Eylem Programları (NAPA)
İngilizcesi “National Adaptation Programmes of Action” şeklinde
ve sık sık NAPA olarak kısaltmasıyla kullanılıyor. NAPA en az gelişmiş
ülkelerin değişikliğinin etkilerine karşı uyum konusunda gecikmemeleri için
2001 yılında Fas’ın Marakeş kentinde gerçekleştirilen 7. Taraflar Konferansı’nda
En Az Gelişmiş Ülkeler Çalışma Programı kapsamında kabul edildi.
Ulusal
Uyum Planları (NAP)
İngilizcesi “National Adaptation Plans” şeklinde ve sık sık NAP
olarak kullanılıyor. Gelişmekte olan ülkeleri hedefleyen bu plan 2011 yılındaki
17. COP Zirvesi’nde kabul edildi ve çerçevesi; kırılganlıkların azaltılması,
uyumsal kapasitenin ve dirençliliğin artırılmasının yanı sıra iklim
değişikliği uyumunun yeni ve mevcut kamu politikalarına entegre edilmesi ve
özellikle kalkınma planları ve stratejilerine dahil edilmesi şeklinde
oluşturuldu.
Ulusal
Katkı Beyanı (NDC)
İngilizcesi “Nationally Determined Contribution” ve kısaca NDC
olarak kullanılıyor. NDC’ler Paris Anlaşması’na taraf ülkelerin sera gazı
emisyonlarını azaltmaya ve iklim etkilerine uyum sağlamaya yönelik iklim eylem
planlarını beyan etmesi anlamına geliyor. Taraflar bu beyanlarını her 5 yılda
bir güncellemek durumunda.
Küresel
Durum Değerlendirmesi (GST)
İngilizcesi “Global Stocktake” olan kavram sık sık GST olarak da
kullanılıyor. Bu ise Paris Anlaşması ile ülkelerin her 5 yılda bir
gerçekleştirdikleri Ulusal Katkı Beyanları üzerinden dünyanın iklim krizi
noktasında nerede olduğuna yönelik genel bir değerlendirmeyi tanımlıyor.
Kaynak:AA